4 Ağustos 2014 Pazartesi

BURSA BAROSU’NUN İŞVEREN AVUKATLARINA ÇAĞRIMDIR

TBB'nin 01 Ekim 2013 yürürlük tarihli Bir Avukat Yanında, Avukatlık Ortaklığında veya Avukatlık Bürosunda Ücret Karşılığı Birlikte Çalışan Avukatlar Yönergesi Bursa Barosu tarafından kabul edilerek 27.02.2014 günü Genç Avukatlar Meclisi'nin ziyareti ile de Baro Başkanı tarafından yönergenin uygulaması için gerekli çalışmaların başlatılarak takipçisi olunacağı ifade edilmiştir.

Yönergenin 11.maddesi Son Hükümler başlığı altında (d) fıkrasında; 
‘’İş sözleşmeleri üç suret olarak hazırlanır. Sözleşmenin bir nüshası İşgören Avukata, bir nüshası İşveren Avukata, bir nüshası da tarafların bağlı bulunduğu Baroya sunulur. Sözleşmeler arasında çelişki bulunması halinde Baroya sunulan nüsha geçerli olarak kabul edilir. Bu sözleşmeler Baroda özel bir dosyada gizlilik kurallarına uygun şekilde saklanır.’’ denmektedir.

Bağlı çalışan meslektaşlarımızın ücret, izin, sosyal güvence ve mesleklerini özgürce yapabilmelerine ilişkin her türlü düzenlemeyi içeren bu yönergenin bir an önce uygulamaya geçirilmesi mesleğimiz adına utanç verici bir şekilde düzenlenen Avukatlık Kanun tasarısındaki aykırı maddelerin de yasalaşmasına engel olacaktır. 

Bursa Barosu’nun hiçbir üyesinin diğer bir meslektaşını kendinden aşağıda görmesi, çalışma saati kavramı olmaksızın ve emeğine değer vermeksizin çalıştırması kabul edilemez.

Bugüne kadar bu konuda bir adım atılamamış olsa da Bursa Barosu ve üyeleri çağdaş, özgürlükçü ve eşitlikten yana tavrı ile her zaman emeğe saygı göstermiş, emekten yana olmuş, bu duruşu ile de topluma ve diğer Barolara örnek olmuştur.

Bu uygulamayı da tüm içtenlikle hayata geçirerek Bursa Barosu'nun tüm işveren avukatlarını Adli Yıl başlangıcına kadar Tip Sözleşmelerini Baro Başkanlığı’na vermeye, diğer meslektaşlarımızı yönergeyi desteklemeye ve mesleki dayanışmanın yeni bir örneğini sağlamaya davet ediyorum.

Bütün bunları söylerken de BİRLİKTE ÇALIŞMA kavramı altında ben de bir işveren avukat olarak yarın Tip Sözleşmemizi Baro Başkanlığı’na teslim edeceğimi de sizlerle paylaşmak isterim.

Tip Sözleşme'ye buradan ulaşabilirsiniz.

1 Ağustos 2014 Cuma

İŞÇİ AVUKATLAR ÜZERİNE…

“Görevimizi yaparken kimseye, ne müvekkile, ne hakime, hele ne de iktidara tabiyiz. Bizim aşağımızdaki kişilerin varlığı iddiasında değiliz. Fakat hiç bir hiyerarşik üst de tanımıyoruz. En kıdemsizin en kıdemliden veya isim yapmış olandan farkı yoktur. Avukatlar tarih boyu köle kullanmadılar. Ama hiç bir zaman efendileri de olmadı." MOLIERAC

Molierac’ın bu cümleleri avukatlığa daha ilk adımları atarken meslek adına ilk öğrendiğimiz, çoğumuzun meslek hayatına damga vurmuş, ilke olmuş sözlerdir. Biz avukatlar için mesleğimizi yaparken tadabildiğimiz özgürlük duygusu her değerin üstündedir.

Seneler içinde Hukuk Fakültesi sayısının artması, mesleğin sürdürülebilmesi için gerekli giderler ve vergi yükü, ülkenin içinde bulunduğu ekonomik şartlar gibi pek çok etkene bağlı olarak genç meslektaşlarımızın yerleşik bir hal almış hukuk bürolarında işveren avukatlara bağlı avukatlık yapma zorunluluğu doğduğu meslek adına bilinen acı bir gerçektir. Ne yazık ki bu noktadan sonra bu zorunluluk meslekte patron / işçi avukat ayrımını doğurmuş ve kapitalist sistemin bir kuralı olarak da emeği sömürülen, bilgi ve birikimi hiçe sayılan, özgür çalışma hakkı elinden alınmış bir avukat grubu ortaya çıkmıştır.

İşte bu genç meslektaşlarımızın diğer bir deyişle işçi avukatların 2008 yılında başlayan mücadeleleri Bir Avukat Yanında, Avukatlık Ortaklığında veya Avukatlık Bürosunda Ücret Karşılığı Birlikte Çalışan Avukatlar Yönergesi‘nin 09 Eylül 2013 Tarihinde TBB Yönetim Kurulu tarafından kabul edilerek 01 Ekim 2013 tarihinden geçerli olmak üzere yürürlüğe girmesi ile sonuçlanmıştır.

Ancak bu sonuç yeni bir mücadelenin ilk basamağıdır. Daha sonraki yazılarımda içeriğini ayrıntılı olarak konu edeceğim bu yönerge TBB ve Barolar tarafından kabul edilmiş olmasına rağmen uygulaması olmayan, düzenlenen yaptırımları işletilmeyen bir durumda kalmıştır.

Senelerce meslektaşının emeğini ve birikimini sömüren, işveren-işçi kavramından yönergenin isminde de vurgulanan BİRLİKTE ÇALIŞMA kavramına geçiş yapamayan, belirlenen ücreti, sosyal güvenceyi sağlamaktan kaçınan, çalışma saati ve insanca yaşama hakkı, özel hayat kavramlarından uzak zihniyet yönergeyi işlevsiz bir halde tutmaktadır.

Bugün Bursa Barosu'nun tüm avukatlarına ve Baro Yönetimine düşen görev bu yönergenin vakit geçirmeksizin uygulamasına başlamak, yönergeye uymayanlara gerekli yaptırımları uygulamak, emeğe, emekçiye, insan haklarına ve meslektaşlarına sahip çıkmaktır.

Seneler süren bir mücadele sonucunda haklarını edinebilme yolunda büyük bir adım atmış olan meslektaşlarımızın bu mücadele ve değerlerini hiçe sayan, çalışma saati kavramı olmaksızın meslektaşının emeğini sömürüp karşılığı olan ücreti ödemeyen, bu zihniyeti ile de Bursa Barosu’nu yönetme talebinde olan zihniyete de gerekli yaptırımın Baro seçimlerinde genç meslektaşlarımızca uygulanacağı şüphesizdir.

28 Temmuz 2014 Pazartesi

BARO SEÇİMLERİ YAKLAŞIRKEN

Ülkenin her geçen gün karanlığa sürüklendiği, yargının vesayet altına alınıp hukukun üstünlüğü ilkesinin hiçe sayıldığı bir süreçte yeni bir Baro Genel Kurulu'na hızla yaklaşmaktayız.

Bursa Barosu'nun her geçen gün artan üye yapısına, genç meslektaşlarımıza, iktidarın emperyalist ve totaliter ideolojisi ve iktidar nimetleri aldatmacası ile yaklaşarak taraftar toplayan bir kesim ile Bursa Barosu'nun ilerici, insan haklarının ve Cumhuriyet İlkelerinin sonuna kadar savunucusu, haksızlık ve yolsuzluk karşısında dik duruşundan hiç bir zaman taviz vermemiş olan ancak ne yazık ki kişisel bir kısım çekişmeler sonucu yapay olarak oluşmuş bir grup zihniyeti ile birbirini yıpratmış, devrimci demokrat avukatlarından oluşan kesim Baro Başkanı ve kurulların seçimi için bir mücadele içine girecektir.

Kuruluşundan bu yana Bursa Baro Başkan ve kurullarının seçiminde öncülük etmiş, büyük bir oranla Baro Başkanı ve kurul üyelerinin çoğunluğunun üyeleri arasından seçilmiş olduğu ÇHD, özellikle son iki seçimde çağdaş, devrimci, demokrat avukatlar arasında oluşan gruplaşmanın kişisel hırs ve kaprislerle neredeyse baş edilemez bir durum alması ile etkisizleştirilmiştir. Bunun sonucunda da Bursa Barosu'nu bir dönem iktidar yanlısı bir başkan yönetmiş, son seçimlerde ise sağlıksız bir şekilde oluşan üye yapısı ile ÖNCE HUKUK platformu adı altında yapılan ön seçimde oluşan liste ile çok az bir oy farkı ile kazanılan seçimin ardından Bursa Barosu tarihinin en uyumsuz yönetimini görmüş, en etkili olunması gereken süreçte etkisiz, üyelerine mesleki anlamda hiç bir katkı sunamayan, ülke sorunlarına duyarsız ve hatta iktidar ve siyasallaşan yargı organları ile uzlaşmacı tutumu sonucu hayal kırıklığı yaratan bir süreç yaşamıştır. 

Seçim takviminin yakınlaşması ile birlikte sağlıksız oluşumunun ardından yürütme kurulu dağılan Önce Hukuk Platformu ve ÇHD üyeleri ile yapılan genel üye toplantılarında ön seçim delegasyonunun sağlıklı bir yapıya kavuşması ihtimalinin de ortadan kalkması sonucu üyesi bulunduğumuz ÇHD, gerek sağ kesimin bilinçli şekilde oluşturduğu güçlülük psikolojisi gerekse kişisel hırs ve korkularını Bursa Barosunun asla sarsılmamış ve sarsılmayacak onurlu tarihinden, devrimci demokrat ve çağdaşlık ilkelerinden önde tutan bir kısım zihniyetin ülke geneline paralel şekilde "sağ geliyor" söylemleri ile oluşturarak şahsi fayda sağlamaya çalıştıkları korku imparatorluğuna aldanmamış ve 2014 Baro Başkan ve kurullarının seçimine adayları ile katılma kararı almıştır. 

Üyesi bulunduğum ÇHD'nin etkili, çağdaş, ilerici ve devrimci, yargının siyasallaşmasına, yargı organlarının vesayet altına alınmasına ve Avukatlık Kanununda yapılması planlanan değişiklik ile Barolarımızın Adalet Bakanlığı'nın bir birimi haline gelmesine açıkça karşı çıkan bir Baro istiyoruz çağrısına yürekten katılmam ve Avukatlık Kanununun Baro Başkanlığına aday olma şartlarını da taşımam sebebi ile 04.07.2014 tarihli genel üye toplantısının ardından ÇHD'nin adayı olarak Baro Başkanlığı seçimlerine katılmak isteğimi ÇHD Yönetim Kuruluna ilettim.

Bu başvurunun en büyük sebebi içinde bulunulan durumda derneğin ilkelerinin ve bu konudaki kesin kararlılığının belirtilmesi yanında Bursa Barosundaki esas sorunun pek çok arkadaşımıza aşılanmaya çalışılan sağ geliyor söylemi değil aynı ideolojiye ve ilkelere sahip olduğunu söyleyen kişiler arasında oluşmuş grupların ve yaratılan seçim tekelleşmesinin ortadan kalkması gereğinin vurgulanmasıdır. Bursa Barosu'nun her üyesi kanunun belirlediği şartları, birikimi taşıdığı ölçüde Başkanlık ve kurul üyeliklerine adaylık hakkına sahiptir. Tekelci bir zihniyet ile bu hakkın sadece bir veya birkaç kişide olduğunu düşünmek, geliyor diye o çok korkulan zihniyetle aynı doğrultuda olmaktır.

ÇHD nin öncülüğünde başlayan bu çalışma ÇAĞDAŞ GRUP olarak isimlendirilmiş, bir kısım arkadaşlarımızca da Av. Alper KOCABAŞ Baro Başkan adayı olarak önerilmiştir. Dernek üyesi olan ve olmayan meslektaşlarımızın yönetim ve disiplin kurulları ile TBB delege adaylıkları için başvuruları ile gelinen durumda Çağdaş Grup üyeleri hiç bir şekilde birbirlerine rakip ve yarışır değil Bursa Barosu'nu en iyi temsil edecekleri seçmeyi hedeflemişlerdir.

Çağdaşlık ve Demokratlığın gereği olarak yapılacak bir önseçim sonucu her adayın diğerinin en büyük destekçisi ve yoldaşı olacağı mutlaktır.